Lolita


▶ JustWatch
Şu an akış, kiralama ve satın al seçenekleriyle seyredilebilir. JustWatch, sevdiğiniz filmleri ve TV şovlarını çevrimiçi ve yasal olarak nerede izleyebileceğinizi kolayca bulmanızı sağlar.
Abonelik (Akış)



Kirala




Satın Al




Erken ergenlik döneminde kendi yaşındaki bir kıza umutsuzca ve trajik bir şekilde âşık olan Humbert, yetişkinliğe adım attığında da kız çocuğu ile kadın arasındaki o ince çizgide yürüyen genç kızlara, yani "nimfelere" olan saplantısını asla kaybetmez. Yeni bir öğretmenlik pozisyonu bulduktan sonra kalacak bir yer ararken, son derece yalnız görünen ve kendisine bariz bir ilgi duyan, gösteriş meraklısı ve sinir bozucu bir kadın olan Charlotte Haze ile tanışır. Humbert, kadının bir zamanlar sevdiği kızın adeta bir kopyası olan 13 yaşındaki kızı Lolita'yı görene kadar Charlotte'a pek aldırış etmez. Humbert, Lolita'ya daha yakın olabilmek için Haze ailesinin evine kiracı olarak taşınır ve en sonunda Charlotte ile evlenir. Charlotte, Humbert'ın kızına duyduğu ilgiyi öğrendiğinde öfkeyle evden kaçar, ancak geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Annesinin kaderini Lolita'ya söylemeyen Humbert, onu ülke çapında bir araba yolculuğuna çıkarır ve bu yolculukta ilişkileri, alışılagelmiş üvey baba ve üvey kız sınırlarının ötesine geçmeye başlar.
İzleyici Yorumları
Puan Ver ve Yorum Yap

Adrian Lyne’ın yönettiği 1997 yapımı Lolita, Vladimir Nabokov’un edebi başyapıtının sinemadaki en dramatik ve görsel olarak iddialı uyarlamalarından biridir. Stanley Kubrick’in 1962 tarihli siyah-beyaz ve mizahi tonu daha ağır basan versiyonunun aksine, Lyne’ın filmi Humbert Humbert’ın hastalıklı takıntısını, manipülatif zihnini ve ahlaki çöküşünü son derece melankolik bir atmosferde ele alır. Film, geçmişindeki travmaların gölgesinde yaşayan bir edebiyat profesörünün, üvey kızına duyduğu gayriahlaki ve yıkıcı arzuyu merkeze koyar. Filmin anlatı gücünü sırtlayan en önemli unsur Jeremy Irons’ın sergilediği üst düzey oyunculuktur. Irons, karakterin entelektüel yapısı ile kendi suçluluğunu mantığa bürümeye çalışan pathos dolu hezeyanlarını büyük bir hassasiyetle canlandırır. Dominique Swain ise canlandırdığı Dolores Haze karakterinde, çocuksu masumiyet ile yetişkin dünyasının dayattığı istismar arasındaki trajik sıkışmışlığı başarıyla yansıtır. Ennio Morricone’nin imzasını taşıyan hüzünlü ve etkileyici müzikler, görsel yönetmenlikle birleşerek hikâyenin barındırdığı karanlık ve hüzünlü dokuyu güçlendirir. Edebi eserin "güvenilmez anlatıcı" yapısını sinematik bir dille aktarmayı başaran yapım, izleyiciyi manipülasyon ve saplantı üzerine rahatsız edici ama bir o kadar da derin bir çözümlemeyle baş başa bırakır.