

▶ JustWatch
Şu an akış, kiralama ve satın al seçenekleriyle seyredilebilir. JustWatch, sevdiğiniz filmleri ve TV şovlarını çevrimiçi ve yasal olarak nerede izleyebileceğinizi kolayca bulmanızı sağlar.
Abonelik (Akış)





Kirala


Satın Al


Berlin'de peş peşe gerçekleşen çocuk kaçırma ve cinayet vakaları şehri âdeta bir kâbusa ve paranoyaya sürüklerken, küçük yaştaki kurbanlarını şeker ve oyuncaklarla tuzağa düşüren sinsi katil henüz yakalanamamıştır. Polis teşkilatı, katilin basına yolladığı el yazısı mektuplar ve panik içindeki halktan yağan asılsız ihbarlar arasında bocalarken; kurbanlardan birine balon satan kör bir dilenci, farkında bile olmadan katilin kimliğine dair kilit bir ipucunu elinde tutmaktadır. Bu sırada şehirdeki yoğun polis baskısının yasa dışı faaliyetlerini sekteye uğratmasından usanan yeraltı dünyasının elebaşları, düzenlerini yeniden sağlamak adına caniyi kendi yöntemleriyle avlamaya karar verir. Ne var ki hem polisin hem de suç şebekesinin nihai gayesi aynı olsa da birbirine zıt işleyen bu iki ayrı takip, katile kaçıp kurtulması için açık bir kapı bırakabilir.
İzleyici Yorumları
Puan Ver ve Yorum Yap

Fritz Lang’ın 1931 yapımı M (Bir Şehir Katilini Arıyor), sinema tarihinin ilk sesli başyapıtlarından biri olmanın çok ötesinde; psikolojik gerilim, polisiye ve kara film türlerinin görsel ve tematik temellerini atan sarsıcı bir klasiktir. Berlin sokaklarında küçük çocukları hedef alan bir seri katilin yarattığı kitlesel panik ve güvensizlik ortamı, Lang’ın vizyoner yönetimiyle yalnızca bir suç takibine değil, çökmekte olan bir toplumun röntgenine ve derin bir ahlâk sorgulamasına dönüşür. Film, ses teknolojisinin henüz emekleme aşamasında olduğu bir dönemde sesi dramaturginin merkezine ustalıkla yerleştirir. Katil Hans Beckert’in cinayet dürtüsü kabardığında ıslıkla çaldığı Edvard Grieg melodisi, sinema tarihinin en ikonik ve tedirgin edici işitsel leitmotiflerinden biridir. Lang, Alman Dışavurumculuğu'nun gölge ve mekân kullanımını gerçekçi bir şehir dokusuyla birleştirirken; polis teşkilatının bürokratik toplantıları ile yer altı suç dünyasının lonca meclisini paralel kurguyla birbirine bağlayarak olağanüstü bir gerilim dengesi kurar. Peter Lorre’un hayat verdiği katil karakteri, tek boyutlu bir canavar prototipi yerine, kendi zihninin ve kontrol edemediği dürtülerinin esiri olmuş, acınası ve ürkütücü bir portre çizer. Filmin metruk bir fabrikada kurulan halk mahkemesiyle sonlanan final sekansı; suç, ceza, delilik ve adalet kavramlarını tartışmaya açarak izleyiciyi sarsıcı bir vicdan muhasebesiyle baş başa bırakır.