FilmRobotu
EN

Tell No One

2006Orijinal Adı: Ne le dis à personneTürkçe Adı: Kimseye Söyleme
IMDb
7.5/10
60.737 oy
METASCORE
82
FR Puanı
8.0/10
1 oy
IMDb Puanı
7.5/10
60.737 oy
METASCORE
82
FR Puanı
8.0/10
1 oy
Tell No One

Çocuk doktoru Dr. Alexandre Beck (François Cluzet), sekiz yıl önce baş şüpheli olarak görüldüğü ve vahşice katledilen sevgili eşi Margot Beck'in (Marie-Josée Croze) acısını hâlâ çekmektedir. Margot'nun cesedinin atıldığı yerin yakınlarında iki ceset daha bulununca polis dosyayı yeniden açar ve Alex bir kez daha şüphelerin hedefi hâline gelir. Alex'in eline, Margot'nun yaşadığını ve yaşlandığını gösteren bir e-posta geçmesiyle birlikte olayın üzerindeki gizem perdesi daha da derinleşir.

İzleyici Yorumları

Puan Ver ve Yorum Yap

Yorum yapmak ve puan vermek için giriş yapmalısınız.

Puanlar:
Sırala:
Cengiz Akyazı
FilmRobotu
8/10
...

Guillaume Canet imzalı 2006 yapımı Ne le dis à personne (Kimseye Söyleme), Harlan Coben’ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan ve çağdaş Fransız gerilim sinemasının en başarılı örneklerinden biri olarak öne çıkan bir başyapıttır. Sekiz yıl önce vahşice katledilen eşi Margot’nun acısını hâlâ taze bir biçimde yaşayan Dr. Alexandre Beck’in hikâyesini merkezine alan yapım, sıradan bir adamın kendisini bir anda karmaşık bir kâbusun ortasında bulduğu temposu yüksek bir kovalamacayı anlatır. Alexandre’ın e-posta adresine gelen gizemli bir mesaj ve kalabalıklar arasında eşini canlı gösteren bir kamera kaydı, geçmişin gömülü sırlarını yeniden gün yüzüne çıkarır. Alexandre, bir yandan cinayet şüphelisi olarak polis teşkilatından ve karanlık odaklardan kaçarken diğer yandan imkânsız görünen bu gerçeğin peşine düşer. Filmin en güçlü yanı, seyirciyi sürekli tetikte tutan sürükleyici anlatımı ve ustalıkla işlenmiş gizem yapısıdır. François Cluzet’nin canlandırdığı Alexandre karakterinin yaşadığı keder, şaşkınlık ve çaresizlik, izleyiciye doğrudan temas eder. Yönetmen Canet, gerilimi yalnızca polisiye bir takip senaryosu olarak inşa etmekle kalmaz; aynı zamanda sadakat, aşk ve sistem içi yozlaşma gibi temaları da hikâyenin dokusuna incelikle işler. Özellikle Paris çevre yolunda geçen hareketli takip sahneleri ve Otis Redding’in unutulmaz müzikleriyle desteklenen duygusal derinlik, filmin sinematografik başarısını pekiştirir. Sürprizlerle dolu olay örgüsü, izleyiciyi her an bir sonraki adım hakkında tahmin yürütmeye zorlarken zekâ dolu kurgusuyla da takdir toplar.

||