14.000 yaşındaki "Dünyalı" John Oldman, şimdilerde Kuzey Kaliforniya'da bir üniversite profesörü olarak herkesin gözü önünde rahatça saklanmaktadır. Ancak dört öğrencinin onun en derin sırrını keşfetmesiyle varlığı altüst olur; bu durum hem hayatını büyük bir tehlikeye atar hem de insanlığı ruhuna kadar sarsabilecek bir potansiyel taşır.
Richard Schenkman’ın yönettiği "The Man from Earth: Holocene" (Dünyalı: Holosen Çağı), 2007 yapımı unutulmaz kült filmin on yıl sonra gelen devam halkası olarak seyirci karşısına çıkıyor. İlk yapımdaki olayların ardından adını John Young olarak değiştiren ve Kuzey Kaliforniya’da akademisyenlik yapmaya devam eden John Oldman, 14.000 yıllık ömründe ilk kez yaşlanmaya ve yaralarının yavaş iyileşmeye başladığını fark eder. Yaşamsal döngüsündeki bu biyolojik değişim; bedeninin nihayet ölümlü bir evreye, yani "Holosen Çağı"na geçtiğinin habercisidir. Ancak bu ilgi çekici çıkış noktası, John’un kimliğini tespit eden dört üniversite öğrencisinin onu sorgulamak üzere alıkoymasıyla tamamen farklı bir yöne savrulur.
Söz konusu yapımın en büyük talihsizliği, ilk filmi başyapıt mertebesine çıkaran saf felsefî diyalog yapısını ve tek bir mekândaki zihinsel derinliği terk etmiş olmasıdır. Derinlikli felsefe ve dinler tarihi sohbetlerinin yerini son derece basmakalıp bir gençlik gerilimi, amatörce kurgulanmış bir kaçırılma vakası ve yüzeysel çatışmalar almıştır. İlk filmde akademisyenlerin mantık çerçevesinde yürüttüğü zarif tartışmalar izleyicinin zekâsına hitap ederken bu devam filminde genç karakterlerin ergen tavırları ve aceleci kararları anlatının entelektüel ağırlığını zedelemektedir.
Sinematografik açıdan bakıldığında da düşük bütçeli bir televizyon dizisi estetiğinden öteye geçemeyen eser, dramatik yapısını güçlendirmek yerine senaryodaki gedikleri klişe aksiyon unsurlarıyla kapatmaya çalışır. John Oldman karakterinin ölümlülük korkusu ve tarihî yalnızlığı üzerine kurulabilecek derin bir dram imkânı, zayıf oyunculuklar ve yetersiz diyaloglar sebebiyle harcanmıştır. "Dünyalı: Holosen Çağı", sinema tarihinde yeri doldurulamaz bir noktada duran bir klasiğin mirasını tüketmekten öteye gidemeyen, iyi niyetli fakat yetersiz bir denemedir.