Şu an akış, kiralama ve satın al seçenekleriyle seyredilebilir. JustWatch, sevdiğiniz filmleri ve TV şovlarını çevrimiçi ve yasal olarak nerede izleyebileceğinizi kolayca bulmanızı sağlar.
Mitsuha, küçük bir dağ kasabasının belediye başkanının kızıdır. Kız kardeşi ve büyükannesiyle birlikte yaşayan, açık sözlü bir lise öğrencisi olan genç kız; Şinto ritüellerine ilgi duymadığını ya da babasının seçim kampanyasına yardım etmek istemediğini belli etmekten hiç çekinmez. Bunun yerine, bu sıkıcı kasabayı geride bırakıp şansını Tokyo'da denemenin hayalini kurmaktadır. Taki ise Tokyo'da yaşayan, bir İtalyan restoranında yarı zamanlı çalışan ve ileride bir mimar veya sanatçı olmayı hedefleyen bir lise öğrencisidir. Üstelik her gece, küçük bir dağ kasabasındaki liseli bir kıza dönüştüğü... oldukça tuhaf bir rüya görmektedir.
Makoto Shinkai imzalı Senin Adın (Kimi no Na wa.), klasik bir beden değişimi temasını Japon mitolojisi, kuantum dinamikleri ve zamanın akışkanlığıyla harmanlayarak modern animasyon sinemasının en lirik başyapıtlarından birine dönüştürüyor. Kırsal bir kasabada geleneklerin gölgesinde yaşayan Mitsuha ile Tokyo'nun baş döndürücü karmaşasında mimarlık hayalleri kuran Taki'nin rüyalar aracılığıyla birbirlerinin hayatlarına sızması, sadece eğlenceli bir gençlik anlatısı sunmakla kalmıyor; derin bir varoluşsal arayışa ve trajik bir kader mücadelesine evriliyor. Shinkai, musubi (zamanı, mekânı ve ruhları birbirine bağlayan kadim kader düğümü) felsefesini anlatının merkezine ustalıkla yerleştirerek iki yabancı arasındaki bağı metafizik bir boyuta taşıyor.
Görsel estetik açısından film, ışığın kırılışından Tokyo sokaklarının fotogerçekçi dokusuna kadar her detayda kusursuz bir zanaatkârlık sergiliyor. Kayan bir kuyruklu yıldızın gökyüzünde bıraktığı izden alacakaranlık vaktinin melankolisine uzanan sahneler, izleyiciyi içine çeken büyüleyici bir atmosfer inşa ediyor. RADWIMPS grubunun bestelediği müzikler ise sahnelerin ardında kaybolmayıp anlatının duygusal ritmini belirleyen en güçlü unsurlardan biri hâline geliyor. Hikâye ilerledikçe unutuş, bellek ve zaman çizgilerinin kesişimi öyle bir duygu yoğunluğu yaratıyor ki, karakterlerin hissettiği adlandırılamaz nostalji ve arayış hissi izleyicinin zihninde kalıcı bir iz bırakıyor.