Şu an akış, kiralama ve satın al seçenekleriyle seyredilebilir. JustWatch, sevdiğiniz filmleri ve TV şovlarını çevrimiçi ve yasal olarak nerede izleyebileceğinizi kolayca bulmanızı sağlar.
Varlıklı bir iş adamına, oğlunun kaçırıldığı ve çocuğun sağ salim geri dönmesi için yüklü miktarda fidye ödemesi gerektiği bildirilir. Çok geçmeden kendi oğlunun evde güvende olduğu, fidyecinin yanlışlıkla şoförünün çocuğunu kaçırdığı anlaşılır. Ancak fidyeci bunun durumu değiştirmeyeceğini belirterek paranın ödenmemesi hâlinde çocuğu öldürmekle tehdit eder. Hayati önemdeki büyük bir ticari anlaşmayı tamamlayabilmek için o paraya fazlasıyla ihtiyaç duyan adam, kendisini ağır bir ahlaki ikilemin ortasında bulur.
Akira Kurosawa’nın 1963 yapımı başyapıtı Yüksek ve Alçak (Tengoku to Jigoku), sinema tarihinin en kusursuz ahlâkî ikilemlerinden birini merkezine alır. Bir ayakkabı şirketinin yöneticisi olan Kingo Gondo, bağımsızlığını ve ilkelerini korumak adına bütün servetini şirketin kontrolünü ele geçirmeye yatırmışken bir fidye telefonuyla sarsılır. Ancak kaçırılan çocuk kendi oğlu değil, şoförünün evlâdıdır. Gondo, tüm birikimini ve geleceğini feda ederek başkasının çocuğunu kurtarmak ile kendi ikbalini korumak arasında amansız bir vicdan muhasebesine sürüklenir. Kurosawa, bu trajik yol ayrımını basit bir polisiye vaka olarak değil, insan tabiatının ve fedakârlığın sınırlarını sınayan felsefî bir sorgulama olarak inşa eder.
Eser, ritmi ve atmosferi kusursuz hesaplanmış iki ana perdeye ayrılır. İlk yarı, Gondo’nun tepedeki modern evinde cereyan eden klostrofobik bir oda tiyatrosu niteliğindedir. Geniş ekran kompozisyonlarını (Tohoscope) emsalsiz bir ustalıkla kullanan Kurosawa, karakterlerin mekân içindeki geometrik konumlanışıyla güç dengelerini ve psikolojik gerilimi doğrudan görselleştirir. İkinci yarıda ise kamera tepeden Yokohama’nın bunaltıcı, tozlu ve yoksul sokaklarına iner. Burada başlayan titiz polis soruşturması, dönemin Japon toplumundaki keskin sınıf ayrımını ve savaş sonrası hızla büyüyen kapitalizmin yarattığı manevî çürümeyi bütün çıplaklığıyla gözler önüne serer. Siyah beyaz anlatının içine tek bir sahnede sızan pembe duman tercihi ise sinema dilinin unutulmaz zirvelerindendir.
Toshirô Mifune’nin vakar ve kırılganlığı bir arada sunan oyunculuğu, Tatsuya Nakadai’nin adanmış komiser tiplemesi ve Tsutomu Yamazaki’nin sınıfsal öfkesi birbirini mükemmel tamamlar. Yüksek ve Alçak, temposu bir an bile düşmeyen kurgusu, toplumsal gerçekçi bakışı ve insanın karanlık taraflarına ayna tutan finaliyle sinema sanatının zamana meydan okuyan anıtlarından biridir.