Star Wars: Episode IX - The Rise of Skywalker


▶ JustWatch
Şu an akış, kiralama ve satın al seçenekleriyle seyredilebilir. JustWatch, sevdiğiniz filmleri ve TV şovlarını çevrimiçi ve yasal olarak nerede izleyebileceğinizi kolayca bulmanızı sağlar.
Abonelik (Akış)


Kirala





Satın Al





İlk Düzen galaksiyi kasıp kavurmaya devam ederken Rey, bir Jedi olarak eğitimini tamamlar. Ancak kötü ruhlu İmparator Palpatine'in gizemli bir şekilde ölümden dönmesiyle, küllerinden aniden yeni bir tehlike doğar. Yeni bir görevi yerine getirmek için Finn ve Poe Dameron ile güç birliği yapan Rey, yalnızca Kylo Ren ile bir kez daha yüzleşmekle kalmayacak, aynı zamanda kendi anne babasına dair hakikati ve geleceği ile yaklaşmakta olan nihai hesaplaşmanın kaderini belirleyebilecek ölümcül bir sırrı en sonunda keşfedecektir.
Serinin Diğer Filmleri
İzleyici Yorumları
Puan Ver ve Yorum Yap

J.J. Abrams’ın 2019 yılında izleyiciyle buluşturduğu "Star Wars: Bölüm IX - Skywalker'ın Yükselişi" (Star Wars: Episode IX - The Rise of Skywalker), kırk yılı aşan dokuz filmlik Skywalker anlatısını nihayete erdiren bir kapanış halkasıdır. Önceki film olan "Son Jedi"ın açtığı radikal anlatı yollarını büyük ölçüde geride bırakıp daha güvenli ve nostaljik limanlara sığınan yapım, hayran beklentilerini tatmin etme gayreti ile kâinatın derinliğini koruma arasında sıkışıp kalır. Öldüğü varsayılan İmparator Palpatine’in gölgelerden geri dönmesiyle galaksi, son ve amansız bir varoluş mücadelesinin eşiğine sürüklenir. Filmin anlatı omurgası, önceki yapımda askıda kalan pek çok konuyu hızlıca çözüme kavuşturma ve olay örgüsünü aceleci bir tempoda tamamlama telaşı taşımaktadır. Rey’in geçmişine dair yapılan radikal güncellemeler, karakterin kimlik arayışını bir soy bağından ötekine taşırken; Kylo Ren ile sürdürdüğü Güç etkileşimi, filmin en güçlü dramatik bağını oluşturmaya devam eder. Ancak, hikâyeye dâhil edilen nesnelerin peşindeki baş döndürücü arayışlar ve İmparator Palpatine’in dönüşünün altındaki siyasî ve mantıksal boşluklar, senaryonun inandırıcılığına darbe vurur. Temponun aşırı yüksekliği, karakterlerin duygusal kırılmalarını ve kayıplarını yeterince sindirmemize imkân tanımamaktadır. Görsel ve teknik bakımdan değerlendirildiğinde, film modern sinemanın ulaştığı görkemli şöleni izleyiciye cömertçe sunar. Kijimi, Pasaana ve Exegol gibi gezegenlerin atmosferik tasarımları, gökyüzünü dolduran devasa donanmalar ve ışın kılıcı dövüşleri görsel estetik açısından oldukça doyurucudur. Kafa kafaya gelen aydınlık ve karanlık tarafların Exegol’deki son savaşı, görselliğin doruk noktasıdır. John Williams’ın dokuzuncu ve son kez bir Star Wars filmine kazandırdığı müzik seçkisi ise geçmiş ikonik temalara hürmet göstererek yapıma duygusal bir veda niteliği kazandırır. Sonuç olarak, "Skywalker'ın Yükselişi", dokuz filmlik bir mirası noktalamanın ağır yükü altında ezilen, risk almaktan kaçınan ancak görselliği ve yüksek temposuyla kendisini izletmeyi başaran bir final projesidir. Galaktik destanı güvenli ama yüzeysel bir çizgiye çekerek tamamlayan yapım, serinin hayranlarında buruk bir tatmin duygusu bırakır.








