Şu an akış, kiralama ve satın al seçenekleriyle seyredilebilir. JustWatch, sevdiğiniz filmleri ve TV şovlarını çevrimiçi ve yasal olarak nerede izleyebileceğinizi kolayca bulmanızı sağlar.
Batman Begins (2005) filmindeki olayların bir yıl sonrasında geçen hikâyede Batman, Teğmen James Gordon ve yeni Bölge Savcısı Harvey Dent, Gotham City'ye kök söktüren suçluları başarılı bir şekilde etkisiz hâle getirmeye başlar; ta ki sadece "Joker" olarak bilinen gizemli ve sadist bir suç dehası Gotham'da ortaya çıkıp yeni bir kaos dalgası yaratana kadar. Batman'in Joker'e karşı yürüttüğü mücadele derin bir kişisel savaşa dönüşerek onu "inandığı her şeyle yüzleşmeye" ve rakibini durdurabilmek için teknolojisini geliştirmeye zorlar. Bu sırada Bruce Wayne, Dent ve Rachel Dawes arasında bir aşk üçgeni filizlenir.
Christopher Nolan’ın yönetmen koltuğunda oturduğu "Kara Şövalye" (The Dark Knight), çizgi roman uyarlaması türünü aşarak sinema tarihinin en görkemli suç ve psikoloji dramalarından birine dönüşen istisnaî bir başyapıttır. Eser, Gotham Şehri’ndeki düzeni sağlama mücadelesini sürdüren Batman, Teğmen Jim Gordon ve Bölge Savcısı Harvey Dent’in karşısına kitleleri kaosa sürükleyen Joker’in çıkışını konu alır. Nolan, sadece bir kahraman ile düşmanın çatışmasını değil; kural tanımaz bir anarşizmin, sistemin etik ve ahlâkî temellerini nasıl sarsabileceğini gözler önüne serer.
Filmin en güçlü unsuru, merhum Heath Ledger’ın beyaz perdeye aktardığı unutulmaz Joker performansıdır. Ledger; Joker’i maddi çıkar gözetmeyen, sırf dünyayı yıkım içinde izlemek isteyen sosyopat bir zekâ olarak betimlerken oyunculuk zanaatının sınırlarını zorlar. Karakterin Batman’i ve Gotham halkını ahlâkî ikilemlere sürükleme biçimi, anlatıya olağanüstü bir gerilim ve felsefî derinlik katar. Aaron Eckhart’ın canlandırdığı Harvey Dent’in trajik dönüşümü ise "İki Yüz" karakterinin doğuşunu kaçınılmaz bir fecaat hâline getirir. Christian Bale ise içsel çatışmalarla boğuşan, bir sembol olmanın ağır yükünü taşıyan Bruce Wayne portresiyle hikâyeyi dengeler.
Teknik açıdan bakıldığında, Wally Pfister’ın büyüleyici görüntü yönetmenliği ve IMAX kameralarının sunduğu geniş mekân kullanımı, sahnelerin gerçekçilik dozunu zirveye taşır. Hans Zimmer ile James Newton Howard’ın bestelediği rahatsız edici ve temposu düşmeyen müzikler, izleyicideki huzursuzluk hissini sürekli kılar. Senaryodaki diyalogların keskinliği, kurgunun ritmi ve pratik görsel efektlerin tercihi; eserin zamana yenilmeyen bir klasik niteliği kazanmasını sağlamıştır.
Sonuç olarak "Kara Şövalye", bir süper kahraman filmi olmanın çok ötesine geçerek felsefî sorgulamaları, sinematografik başarısı ve unutulmaz oyunculuklarıyla sinema sanatının zirve noktalarından birini temsil eder.