FilmRobotu
EN

The Panic in Needle Park

1971110 dkTürkçe Adı: Esrar Bitti
IMDb
7.1/10
21.340 oy
METASCORE
74
FR Puanı
8.0/10
1 oy
IMDb Puanı
7.1/10
21.340 oy
METASCORE
74
FR Puanı
8.0/10
1 oy
The Panic in Needle Park

Manhattan'ın Upper West Side bölgesinde, damar içi uyuşturucu kullanımının yaygınlığı nedeniyle üstü kapalı bir şekilde "Needle Park" olarak adlandırılan Sherman Square civarında geçen hikâyede Bobby, küçük çaplı bir torbacıdır ve kendi madde kullanımının bir bağımlılık olmadığı konusunda kendini kandırmaktadır. Helen ise Bobby'nin müşterilerinden biri olan Marco'nun kız arkadaşıdır. Bobby ile Helen bu ilişki sayesinde önce arkadaş, ardından arkadaştan da öte olurlar; bu süreçte Bobby, Helen'i uyuşturucuyla tanıştırır. Birbirlerine sürekli aşklarını ilan etmelerine ve evlenme arzularına rağmen Bobby ve Helen, sergiledikleri davranışlarla eroinle ve düzenli olarak doz alma ihtiyacıyla daha çok ilgilenmektedir. Düzenli ve "geleneksel" bir işte çalışacak yapıda olmayan Helen, günlük 80 dolarlık ihtiyacını karşılamak ve parayı bulmak için ne gerekiyorsa yapar. İkilinin uyuşturucuya olan bu saplantısı, özellikle polisin devreye girmesiyle birlikte birbiriyle bağdaşmayan önceliklerin ortaya çıkmasına yol açacaktır.

İzleyici Yorumları

Puan Ver ve Yorum Yap

Yorum yapmak ve puan vermek için giriş yapmalısınız.

Puanlar:
Sırala:
Cengiz Akyazı
FilmRobotu
8/10
...

Jerry Schatzberg'in yönettiği 1971 yapımı "The Panic in Needle Park" (Esrar Bitti), New York’un kaskatı sokaklarında eroin bağımlısı iki gencin çöküşünü belgeselci bir gerçekçilikle ele alan sarsıcı bir yapıttır. Joan Didion ve John Gregory Dunne’ın kaleme aldığı senaryo, bağımlılığı romantize etmekten özenle kaçınarak son derece çıplak bir atmosfer sunar. Film, "Needle Park" olarak anılan Sherman Square etrafında kümelenen insanların yozlaşmış yaşam mücadelesini ve piyasadaki uyuşturucu kıtlığı ("panik") anlarında yaşanan ahlâkî çöküşü gözler önüne serer. Al Pacino’nun sinemadaki ilk başrolü olan Bobby karakteri, aktörün gelecekteki devasa kariyerinin ilk parıltılarını taşır. Pacino, cazibesi ile sefaleti aynı potada eriterek karizmatik ama çaresiz bir bağımlıyı muazzam bir doğallıkla canlandırır. Kitty Winn ise Helen rolündeki performansıyla 1971 Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanmış, mâsumiyetin adım adım yok oluşunu büyüleyici bir hüzünle beyaz perdeye aktarmıştır. İkilinin arasındaki ilişki, klasik bir aşk hikâyesinden ziyâde, birbirlerini sürükledikleri dikey bir kâbusun resmidir. Filmin görsel dili, dönemin Yeni Hollywood akımının en yalın örneklerinden birini teşkil eder. Müzik kullanımından neredeyse tamamen kaçınılması, sokak gürültülerinin ve mekânın soğukluğunun izleyici üzerinde hâkimiyet kurmasını sağlar. Yönetmen, izleyiciye bir ders vermeye ya da ucuz bir ajitasyon yapmaya yeltenmez; bunun yerine insan ruhunun en savunmasız, en karanlık köşelerini olduğu gibi sunar.

||