Şu an akış, kiralama ve satın al seçenekleriyle seyredilebilir. JustWatch, sevdiğiniz filmleri ve TV şovlarını çevrimiçi ve yasal olarak nerede izleyebileceğinizi kolayca bulmanızı sağlar.
Bilbo ile Kral Thorin Meşekalkan'ın Kafilesi; Azog, Bolg ve başlider Sauron yönetimindeki Gundabad ile Moria Orkları tarafından bir savaşa zorlanır. Bu savaş; Erebor ve Demir Tepeler Cüceleri, Kuyutorman Elfleri, Göl Kasabası halkı, Radagast ile Beorn liderliğindeki kartallar ve Gundabad ile Moria Orkları arasında geçen olağanüstü bir mücadeleye sahne olur. Peki, bu çetin savaş nasıl sonuçlanacaktır?
Peter Jackson’ın Hobbit üçlemesini nihayete erdiren Hobbit: Beş Ordunun Savaşı, ilk iki filmin biriktirdiği gerilimi ve çatışmaları doğrudan devasa bir savaş alanına taşıyan son derece yüksek tempolu ve aksiyon yüklü bir kapanış filmidir. Smaug’un Göl Kasabası’na saçtığı yıkımla sarsıcı bir başlangıç yapan yapım, odağını hızlıca Yalnız Dağ’ın zenginliklerine ve bu hazinenin etrafında filizlenen hırs fırtınasına çevirir. Yıllardır süren yurt özleminin ardından zafere ulaşan Thorin Meşekalkan’ın ejderha hastalığına yenik düşerek zihnini ve vicdanını karanlığa teslim etmesi, anlatının duygusal merkezini oluşturur.
Filmin en güçlü yönü, hırsın ve zenginlik tutkusunun bir hükümdarı nasıl yozlaştırabileceğini Thorin karakteri üzerinden trajik bir biçimde işlemesidir. Richard Armitage, karakterinin içsel hezimetini ve ardından gelen arınma sürecini büyük bir başarıyla ekrana taşır. Bilbo Baggins ise savaşın yıkıcılığı ve dostlarının gözünü bürüyen hırs karşısında yine vicdanın ve aklıselimin sesi olmayı sürdürür. Martin Freeman’ın ölçülü oyunu, filmin karmaşık savaş gürültüsü ortasında insani bir sığınak işlevi görür. Erebor önlerinde toplanan beş ordunun amansız mücadelesi, görsel açıdan büyüleyici sahneler sunsa da, yer yer aşırı dijital efekt (CGI) kullanımı nedeniyle ilk üçlemenin o organik ve dokunsal hissinin gerisinde kalır.
Beş Ordunun Savaşı, küçük bir çocuk kitabından çıkarılan epik üçlemeyi Yüzüklerin Efendisi serisine bağlama görevini üstlenirken tempoyu bir an bile düşürmez. Aksiyon odaklı yapısı nedeniyle hikâyenin derinliği zaman zaman yüzeysel kalsa da, Howard Shore’un hüzünlü ve görkemli besteleri, kayıpların ağırlığını ve veda hissini izleyiciye derinden hissettirir. Bilbo’nun Çıkın Çıkmazı’na döndüğü o son anlar, seyircinin zihninde tatlı bir burukluk bırakarak Orta Dünya kâinatındaki bu uzun serüveni hürmetle noktalar.