2104 yılında, Prometheus (2012) filmindeki uzak uydu LV-223'e yapılan felaketle sonuçlanan keşif seferinden yaklaşık on bir yıl sonra, derin uzay koloni gemisi USCSS Covenant uzak Origae-6 gezegenine doğru rotasında ilerlemektedir. Kriyojenik uykuda olan 2.000'den fazla kolonisti taşıyan gemi, yeni bir dünya inşa etmeyi amaçlamaktadır. Ancak nereden geldiği belirsiz sahipsiz bir sinyal, mürettebatı Dünya'ya benzeyen ve yaşama elverişli görünen yakın bir gezegene çeker. Fakat hiçbir şey, bu azimli mürettebatı bu keşfedilmemiş topraklarda bekleyen yeni bir felakete hazırlayamaz. Barışçıl başlayan keşif faaliyeti çılgınca bir kurtarma operasyonuna dönüşürken, insan kavrayışının ötesindeki biyolojik düşmanlar geleceği henüz başlamadan tehdit eder. Uzayın derinliklerinde dehşet, çirkin yüzünü gösterir. Peki, bu gizemli gezegene daha önce ayak basıp da yaşadıklarını anlatacak kadar hayatta kalabilen kimse olmuş mudur?
Ridley Scott’ın 2017 yapımı Yaratık: Covenant (Alien: Covenant) filmi, Prometheus ile başlayan varoluşsal arayışı, serinin köklerinde yer alan saf yaratık korkusuyla harmanlamayı hedefleyen iddialı bir devam halkasıdır. Yeni bir insan kolonisini taşımakta olan Covenant gemisi mürettebatının, elverişli gibi görünen ancak felaketlerle dolu meçhul bir dünyaya inmesiyle başlayan öykü, izleyiciyi klostrofobik bir tekinsizliğin ortasına bırakır. Scott, bir yandan biyolojik dehşeti ve Neomorph ile Xenomorph’un ürkütücü doğasını sergilerken diğer yandan gotik bir şato estetiğini uzay çağının karanlık atmosferiyle buluşturur.
Yapıtın odağında ve sanatsal zirvesinde, Michael Fassbender’ın hem David hem de Walter karakterlerine hayat verdiği olağanüstü ikili performans yer alır. Yaratıcısına başkaldıran, Tanrı kompleksine kapılmış insansı bir yapay zekâ ile görevine sadık android arasındaki zıtlık, filmin entelektüel omurgasını oluşturur. Katherine Waterston’ın canlandırdığı Daniels karakteri ise Ellen Ripley mirasını başarıyla sürdüren dirençli bir figür olarak öne çıkar. Senaryonun zaman zaman klasik korku kalıplarına ve mantık sınırlarını zorlayan mürettebat kararlarına yaslanması filmin etkisini yer yer zayıflatsa da Yaratık: Covenant; büyüleyici görselliği, felsefi açılımları ve sarsıcı finaliyle serinin takipçileri için son derece değerli bir deneyim sunar.