Uzak bir gelecekte, ticari uzay gemisi "Nostromo"nun mürettebatı eve dönüş yolundayken uzak bir uydudan gelen bir imdat çağrısı alır. Durumu araştırmak zorunda kalan mürettebat, uzay gemisini bu küçük gezegenimsiye indirir. Sert bir inişin ardından üç mürettebat üyesi, bölgeyi keşfetmek üzere gemiden ayrılır. Aynı esnada geminin bilgisayarı mesajın şifresini çözer. Mürettebat uzay gemisinde yalnız olmadığını fark ettiğinde ise bunun sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalır.
Ridley Scott’ın 1979 imzalı başyapıtı Alien (Yaratık), bilimkurgu ile atmosferik korku türlerini kusursuz bir zarafetle harmanlayan, sinema tarihinin nirengi noktalarından biridir. Film, Nostromo isimli ticari bir yük gemisinin mürettebatının, uzayın ıssız derinliklerinde kaynağı belirsiz bir sinyal almasıyla başlar. Keşif amacıyla gidilen gezegen, ekibi saf bir hayatta kalma mücadelesinin ve zihni zorlayan bir kâbusun içine çeker. Scott, dönemin steril bilimkurgu anlayışını yıkarak geleceği yıpranmış, klostrofobik ve sanayi odaklı bir mekân olarak kurgular. Mürettebatın gündelik kaygıları ve sıradanlığı, filmin inandırıcılığını pekiştiren en temel unsurlardan biri hâline gelir.
Yapıtın görsel estetiğinde H. R. Giger’ın yaratıcı zekâsından doğan biyomekanik tasarımların payı büyüktür. Bilinmeyene duyulan korku, filmin her karesine nüfuz eden karanlık atmosferle birleşir. Sigourney Weaver’ın hayat verdiği Ellen Ripley karakteri, alışılagelmiş kahraman kalıplarını geride bırakarak soğukkanlılığı, akılcı yaklaşımı ve kararlılığıyla ikonik bir figüre dönüşür. Yönetmen, dehşeti sürekli göz önünde tutmak yerine seyircinin hayal gücünü harekete geçiren kurgusal bir anlatı tercih eder. Şirket hırsının insan hayatının önüne geçtiği alt metin ise filmin derinliğini artırır. Neticede Alien, hem teknik yetkinliği hem de felsefi altyapısıyla zamansızlığını koruyan görkemli bir eserdir.